Aşk – Elif Şafak

yazan: bilal can
yazı kaynağı: kitaphaber.net

Aşk. Ayn. Şin. Kaf. Harflerinden oluşan hem isim hem eylem. Dünyada ne kadar çok insan varsa o kadar tanımı olan isim. Eyleme girdiğinde ateş acısıyla eşdeğer bir sızıyı kalbe konduran acı.

Üzerine sayfalar dolusu kitapların yazılan ve tarih kadar eski bir şeyi anlatma girişimine kalkışma kişi çok zor bir işe girişmiştir denilebilir. Aşkı en iyi anlatan kişi en iyi âşık olan kişidir.

Bahsi geçen kişi Mevlana’dır. Konya’dan dünyaya yayılan zamanı delen sözlerini bilgece ama, içinde her duyguyu barındıran koskocaman bir mesneviyi ve fihi ma fih ve devasa bir hayat örmeğiyle karşımızda durur Mevlana Celaleddin-i Rumi

Elif Şafak ve Aşk kitabı günümüz itibariyle en çok satılan kitaplardan biri. Gündemden düşmemesi de bu kitabın daha çok konuşulacağını gösteriyor. Öyle de oldu. Kitap çok satıldı. Çok konuşuldu ve hala da konuşuluyor.

Aşk Elif Şafak’ın Siyah Süt’ten sonra yazdığı son kitabı. Kitap içinde barındırdığı hikayesiyle çoğu kişinin sevecek bir konu üzerinden yola çıkıyor. Mevlana ve Şems. Bu iki zat çok konuşuldu. Çokça da yazıldı. Elif Şafak da kendi okumaları ve araştırmalarıyla zihninde oluşturduğu bir Mevlana ve Şems tasviriyle kitabını kaleme almış. Bu yüzden de tamamı gerçek bir hikâyedir diyemiyoruz. Kitap Mevlana ve Şems’e karşı biraz daha hayran toplayacağı kesin. Çünkü insanlar bu gibi kitaplara çok ilgi gösterir ve o yazarın kaleminden düşen her kelimeyi kabul edip onaylar. Ama demem şu ki kitap hakkıyla bir Mevlana ve Şems portresi çizmemiştir. Eksik hatta bazı bazı yanlışlıklar olduğunu da belirtmek lazım.

Aşk tasavvufi öğelerle dolu bir kitap. Ama tam olarak tasavvufu anlattığı söylenemez. Tasavvufa uymayan tasvirlerle süslü olması bunu kanıtlar nitelikte. Yani kitabı okurken kimsenin bu kitap hakkıyla tasavvufu anlatıyor demesin. Elif şafak’ın uzun zamandır tasavvuf ile ilgilendiğini biliyordum. Özellikle Pinhan’ı okuduktan sonra bunu daha net olarak gördüm. Yazarın tasavvufa ilgi duyup araştırması tasavvufu hakkıyla biliyor anlamına gelmemeli.

Aşk kitabı büyükçe bir aşkın göstergesi niteliğinde. Bu bilinen aşk kavramından uzakta bir aşk. Ruhların birbiriyle buluşup ilahi bir aşk için birbirine pervane olması gibi.

Kitabı okurken iki roman okumuş gibi sayabiliriz. Çünkü kitapta Mevlana ve Şems’i Aziz Zahara’nın yazdığı ”aşk şeriati”nden okuyoruz. İki önsözlü kitap olması da roman içre roman olması hasebiyledir. İlk önsöz Elle hakkında açılan bölüm, ikinci bölüm ise Ella’nın okuyacağı ”aşk şeriati”nın önsözü. Her şey ikinci kitabın Ella ya gönderilmesinden sonra başlıyor.

Mevlana fihi ma fih’de ”söz hakikatin gölgesi ve feridir. Mademki gölge çeker o halde hakikat, daha iyi bir tarzda cezbeder” demiştir. Aşk kitabı o denizin bir gölgesi sayılabilir. Ama hakikati görmezden gelmeyenler için. Hakikati görmezden gelecek olanlar içinse öylece bir kitap olarak yerinde durur.

Kitabı okuduktan sonra bittiğini pek fark edemedim- belki de tasarladığım gibi gitmediği için-. Bizim doğu kültürüne uymayan pek çok tasvirlerle süslü olması ve bize uymayan –aslında Mevlana’ya da uymayan birçok yanlış kelimelerle- çoğu insan tarafından okunup elden ele dolaşıyor.

Aşk kitabı her ne kadar büyük kitlelerce okunsa da içindeki tasaavuf örneği çok saçma. Karşımıza namaz kılmayan ve dine karşı birçok yanlış yargı barındıran bir kitap olmuş. Elif Şafak her ne kadar tezini tasavvuf üzerine yapsa da birçok eksikliği göz önünde duruyor. Bu kitapta aşikâr biçimde gözüküyor. Tasavvufun meditasyonla bağdaştırılması da çok cahilane bir şey.

Aşk kitabında Kendi okumalarından ve araştırmalarından oluşturduğu bir Mevlana şekliyle karşımıza çıkan bu kitap okunduğunda bilinçli bir şekilde üzerinde durulmalı.

Eylül 2009

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Aşk – Elif Şafak

  1. Öncelikle yazı için teşekkürler..
    “Aşkı en iyi anlatan kişi en iyi âşık olan kişidir.” demişsiniz.. Ne kadar doğrudur tartışılır. Belki de objektik yaklaşılması da imkansızdır. Ama en iyi âşıklar her zaman için en iyi anlatanlar değillerdir. Aşkın zirvesindeki isimlerden Hz. Mevlâna bile “Ben ol da bil!” dedikten sonra.. Kâle gelmez hal işidir velhasıl..
    Vesselam

  2. Gözde Ülker dedi ki:

    Bir dizide şöyle tanımlamıştı senarist aşkı ” Aşk denize girmemiş biri için denize girmek gibi birşeydir.O yüzden bunu yaşamayan anlayamaz.Bu anlatılmaz birşey.”
    Yani aşkı ne kadar iyi yaşarsanız yaşayın anlatılmaz.Tabiri yoktur hiç bir dilde.Hiçbir kelime de tanımlayamaz aşkı. O yüzden Elif Şafak sadece elinden geldiği kadarını yapmış. Ama bence gayet güzel bir kitaptı. Ben büyük bir zevkle okudum kitabı.

  3. emre dedi ki:

    bilal can kardeşime katılıyorum.Ben burda elif şafak kardeşimizi eleştirmek istemiyorum.niyetinin iyi olduguna eminim insanların beşeri aşkdan sıyrılıp ilahi aşkın önemini göstermeye çalışmış harikaa gerçekten harika.Ama malesefki bunu yaparken bazı şeyleri çiğnemişki bu çiğnenen şeyler hakikaten çok ağırıma gitti.Şöleki ; Mevlana hazretlerinin öğrencisi olan Kimya hatun’un ( ki inanın bu insanların her biri çok mübarek insanlar ve şeriata ( yani kuranın emirlerine) ) dört dörtlük uyarlar.yani öle kimya hatun Hz.Şems in yanına gelip -haşa sümme haşa- ayy öpesim geldi ne kadarda yakışıklı saçları bilmemneyken gibi sözler sarfetcek insan değildir.böle sözleri ve eylemleri bu insanlar yapıyomuş gibi göstermek bence inanılmaz derecede yanlış.yani bence insanlar Allah dostları hakkında konuşurken inanılmaz derecede dikkat etmeli ağzından çıkan söze ama kitapta resmen afedersiniz yani ağzıma alamıcam ama çok mübarek insanlar ne hale düşmüş yatak odası bilmemneleri – haşa sümme haşa- Allah affetsin diyorum çünkü bunlar son derece yanlış şeyler.Ayrıca Mevlana Hazretlerinin mübarek zevceler Kerra hatun hakkındada yalan yanlış bilgi verilmiş.yani okuyan sanki Kerra hatun hakikaten böle düşünüyo sanır ama alakası yok tabikide.Ayrıca hz.şems inanılmaz cool göstermek Hz.Şemse sevgiyi artırmaz onun karizma derviş modelini sevdirir bu da insanlardaki ben ben ben diyen nefsi palazlandırmaktan başka bi işe yaramaz.Yani bu kitapı okuyupta derviş olcam diyen adam Şemsi örnek alır ve ilk yaptıgı şey ona buna ahkam kesip artislik yapmak olur ama bi yandan nefsi-emmarede olan kişinin arkasından şeytan da pof pofu verir.unutmayalım şemsi-tebrizi hazretleri tasavvuf eğitimi görmüş peygamber efendimize ve tabiiki kurana ve şeriaata çok bağlı bir insan.Ama o inanılmaz yeteneği sayesinde çok ilerlemiş yani artık nefsi kemale ulaşmış artık onun için bazı şeyler değişmiş.Ama ona özenen insancıklar malesef onun yaptıgı herhangi bir eylemi yapmaya kalkışırsa yanarlar.bilmem anlatabildimmi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s