Taşları Yemek Yasak – İsmet Özel

Yazan: Bilal Can
Yazı Kaynağı: Kitaphaber.net

Bu söz bir lokantanın duvarında yazılsaydı keşke denilebilecek kadar dikkat çekici, akıl alıcı, göz renklendirici bir isim olarak İsmet Özel kitapları arasında yerini almış bir kitap. Kitabın isminin dikkat çekici olduğu ünlemini yaptıktan sonra asıl önemli olan meseleye gelecek olursa ”taşları yemek neden yasak!” peki taş nedir.

Taşları yemek neden yasak!

”İslami sorumluluklarımızın merkezden muhite yerine getirilmesi inancıyla yazılmış bir metindir elinizdeki kitap. Gücümüzün yettiğinin ötesinde hedefleri önümüze koymadan, ama gücümüzün yettiğini de ifa etmekten geri durmaksızın ve sorumluluklarımızı siyaset şemalarına hapsederek onları ahlaki özlerinden koparmadan görevlerimizi yerine getirebilirsel bundan Allah’ın rızası umulur” (syf 9)

Kitabın yazılış gayesi nedir diye bir soruya karşılık verilebilecek en güzel yanıtı bu paragrafta özetlemiş yazar. Bunda taşları yemek neden yasak diye bir yargı çıkaracak olursak, hazmi zor olan şeyleri yemek insanda hazımsızlıktan öte sağlık problemlerini de beraberinde getirir. Bu yüzden yazar bu cümleyi baştan söylemiş ki söyleyeceklerine bir yol olsun. Bunu kuru bir söyleyişle değil bilakis kendi birikimi ve düşünce/tefekkür bağlamında değerlendirip sıkı bir destekle zemine oturtmuştur. İsmet Özel ”taşları yemek yasak” demişse bunu evvela bildiğimiz taş olarak algılayıp ardından zihnimize oturmuş, kalbimizi yavaşlatmış –aynı zamanda gereksiz olan- şeylerin bir anlamını da içerir diyebiliriz.

Taşları yemek yasak bunun kuru bir anlam ifade etmediğini belirtmiştik. ”islam doğru düşünmenin yoludur dediğimiz zaman mantıklı bir söz etmiş oluyoruz, ama İslam yeni bir düşünme yoldur cümlesinde bir canlılık, bir parıltı, bir bekleyiş var”(syf 11) asıl meseleye girecek olursak bu cümle gibisi yok.

Her taş insanda bir ağıtlık yapar. İhtiyaç fazlasını kendine yükleyen kişi elbette bir süre sonra çöker. Çatırdayan beyni ve yorulan bedeniyle artık o mezata çıkmış haliyle yaşayan bir ölüdür. Ölüm öyle kolay değil onun için. Yaşayıp sürünerek yavaşça ölen öldükçe kendi öz benliğine ait değerleri günden güne kaybeden bir insan haline gelir. İşte Özel ”Taşları yemek yasak” diyora bunu öyle kuru bir cümle halinde söylemiyor. ” Eğer bizi kuşatan yaşama şartlarının meşru olduğunu kabul edecek olursak kş kendimizi kâfirlerden ayıracak özelliklerimizi kaybedeceğiz. ”(syf 12) Bu bir kâhin sözü gibi değil lakin gidişatın mazur olduğu yolda göz önüne gelen kilometre taşları bunun bir göstergesi olabilir.

Taşların yemesinin yasak olması ve insan aklının neredeliği

Aklın yaşta değil başta olması gerekliliğini bildiren atalarımız bu aklın kullanılması gerektiğine dair bir şeyler söylemiş olsa bile şimdilik aklıma gelmediği için bir şey söylemeyeceğim. Ama asıl aklın kullanılmasına dair kendi yargılarımızın kesin yargılar içinde kesin bir doğru olduğunu söyleyemeyiz. Bu yüzden hepimiz biraz ”kendi başımızın çaresine bakmak” deyiminin başkahramanları olarak bunu kendimize uyaklayabiliriz.

Peki akıl. Akılsa bu aklı başımızdan alan nedir! Neden ısrarcılığımızı hala ”taşları yemek yasak” yargısının dışına iterek hala o taşı yemeye çalıştırıyoruz. ”insanın aklı başında değilse ızdırap çektiği nesnededir. İnsanın aklını başından alan ızdıraplarıdır. Dişiniz ağrıdığı sırada yapmanız gereken işe kendinizi veremeyişiniz bundan değil mi! Öyleyse diyebiliriz ki aklımızı başımıza alabilmemiz için önce ızdırapları dindirmemiz kaçınılmazdır. ” (syf 31)

Son olarak denilebilir ki;

”Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabi karşılarsa, aklına uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun.
Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir.

Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o «şey» olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sen de olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.” (syf 124)

Aralık 2009

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s