Tarık Tufan Kitapları Üzerine

Yazan: Bilal Can
Yazı Kaynağı: Habertaraf.com

Bizim Mahallenin Felsefecisi Tarık Tufan

O bir diye başlayan cümleler kurabilseydim eğer. Evvela onun çok güzel şiir okuduğunu ve okuduğu şiirlerin yürekte bıraktığı terennümleri sayardım. Radyonun mikrofununda sesine aşina olduğum bir yüzdür Tarık Tufan. O mikrofonun en çok kime yakışır sorusuna karşılık olarak verebileceğim en hızlı yanıttır onun ismi. Mikrofonu dolduran isimlerden biridir o.

Kısa bir Tarık Tufan

Uzun birini kısa cümlelerle anlatmak zordur tabi ki. Felsefeci. İstanbullu, radyocu, yazar, iyi şiir okur, iyi şeyler söyler, tv programcısı, güzel güler, düşünceye çomak sokmasını bilir, insanın neye üzüleceği hakkında bir şeyler söyleyebilir, Nietzche hakkında sayfalar doldurabilir. Rimbaud hecelerini ezbere okur, Karl Marx hakkında en az 10 sayfalık cümle kurabilir. Uzunca bir şeyler yazabilirdim kısa bir cümle içinde. Ama onu en iyi anlatan bizlere bıraktığı kitaplar. Biz de bu yüzden onun kitapları üzerinden bir Tarık Tufan resmi çizmeye çalışacağız.

Ve Sen Kuş Olur Gidersin

Bu başlık bir şiirden alıntılanmadı. Bir kitap ismi. Tarık Tufan Kitaplığından çıkmış. Öznesi insan olan ve bu özneye güzel yüklemler bağlayan bir insanın kaleminden çıkan kitap insanda altı çizilecek cümleler bırakıyor.

Ben bir şey anlatmaya kalkışmıyorum şimdi öznesi insan olan bir cümle belirginleştirdim zihnimde ve ona uygun adım yürüyorum. Aklımda bir kitabın sözleriyle. “insanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor yazdıkların. Sonra silinip gidiyor”

Ben silinmek için bir şeyler söylemiyorum. Silinmemesi gereken şeylere bir önsöz, bir girizgâh olsun diye elime kalemi alıyorum. Ya da klavye. Anlatmaya kalkıştığım bir kitabın adam hali. Yaşayan yazarın bizde belirginleşen ve ” ne kadar anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin anladığı kadardır” sözüne anlam verecek bir cümleyle giriştik anlatmaya ya da bu uğurda bir şeyler söylemeye.

Ve sen kuş olur gidersin Tarık Tufan’ın okuduğum son kitabı. Bu kitabı da anlatım ve dil bakımından diğer kitapları gibi. Kurgu bakımından kendine özgü bir yapısı var. Kitap ayrı ayrı denemeler halinde yazılmış ama bir bütün olarak okunduğunda bölümlerin birbirlerine bağlı olduğu anlaşılıyor. Deneme-hikaye karışımlı bir kitap olmuş bu.

içten bir anlatımla okuyucu karşısına çıkan kitapta bir adamın hayatını kendi diliyle yazılmış portresini ve ruh halini çok açık bir şekilde görülebiliyor. Kişinin geçirdiği bunalımlar, badireler, sıkıntılar birer resim gibi açık ve net.

Kitapta ayrıca bir adamın kaçışı da gözler önünde. Etrafındaki çoğu şeyden kaçan ve en sonunda bir kuş kafesçisinin yanında çalışmaya başlayan bir adamın yaşantısını yazmış yazar.

Tarık Tufan’ın dilinde devamlı bir acı, bir hüzün, bir iç sıkıntı süregelmiştir. Ruhi bunalımlarını felsefe okumasına verebilir miyiz bu tartışılır bir şey ama acılı kelimelerin yazarın yazım konusunda yerleşmiş ifadeleridir diyebiliriz.


Kekeme Çocuklar Korusu ya da Sınırlar Yürümesi Bilmeyenler içindir

“kekeme çocuklar korusu” belirli bir dönemde yaşayan kuşağın özellikle “İslamcı” kuşak diye anılan kuşağın söylemek isteyip de bir türlü söylemediği, içine gömdüğü, dilinin ucuna geldiği ama söylemek istemediği sözleri barındıran ve bu yüzden de değeri çok olan bir kitap.

Dil bakımından dikkat çekici bir eser olan “kekeme çocuklar korusu” sert kelimeleri çokça olan bir kitap olmuş. Yazar sesini derinlerden duyuruyor okuyucusuna. Dilindeki hüzün, sevinç, sertlik aşikâr bir biçimde kendini hissettiriyor. Cümlelerin akıcılığı, okuyucuda bıraktığı etki, kelimelerin seçilişi, kurgu bakımından sıkıntıya koymadan kendini okutur türden.

“kekeme çocuklar korusu” bir zamanların söylenilemeyecek kelimeleri içinde barındırdığı için önemli bir kitap. Bu sözlerin karşısında duran kocaman bir “yassak” kelimesini aşıp geldiği için de o cümleleri iyi ağırlamak gerek.
Deneme tarzında kimi zaman öykü tadındaki yazılarda konuşma çizgisi ile gözüken karşılıklı konuşma metinleri de dikkat çekici.

Kraliçenin Pireleri

Bir felsefeci elbette filozoflardan da söylemeli bizlere. Aklımızda bırakacağı cümleleri önemseyerek alıyoruz kitabı elimize. İsmini Descartes ile Kraliçe Christina’nın bir hikâyesinden alan kitap bir Tarık Tufan klasiği olarak karşımıza çıkıyor. Felsefe dersi için kraliçenin kapısını aşındıran bir filozofun yaşadığı talihsizliği ve bu talihsizlik içinde bir matematiksel düşüncenin filozofu.

“Çocukluğumuzun ve ilk gençliğimizin değişmezlerindendir üç numara saçlar. Bir kuaförün önüne oturup da uzun uzun saçımızı nasıl kesmesi gerektiğini anlatmak gibi bir lüksümüz olmadı hiç. Tek bir cümle sarf ettik. Kısa ve basit bir cümlecik; “üç numara olsun.” İstemeden söylenmiş, ağız ucuyla, kısık bir sesle, yarım yamalak söylenmiş bir cümlecik.”

Artık üç numaralı saçlarımızla durur izlerdik gölgemizi. Kendimizi o üç numaralı saçlarımızla hatırlarız hep. Belki de bu yüzden de saçlarımızın güçlü olması ve tenimizin esmerliği.

Kısaca da olsa genel bir Tarık Tufan resmi çizmeye çalıştık. Bu resim içinde kendimizi ne kadar dahil ettik orası biraz meçhul kalsın. İyi adamlar iyi atlara binip gitmeden bizden de bir şeyler söylemek kalsın onlara.

şubat 2010

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s