Kapsız Defterler


Çok yorgunduk susuzduk yoğrulmuş hamurun ekmek olacağına dair kanaatlerimiz çoktu. Yoğunduk ve yorgunluğumuz teneffüs aralarından kapsız defterlerimize siniyordu. Defterlerimizde şiirler, hikâyeler, satır satır çizikler. Defterlerimizde umutlar vardı.

Kapsız bir defterin anımsatacağı çok şey vardır. O defterler bir ülkenin durumu gibidir. Enflasyona yenik düşmemiş, kdv vergilerinden muaf tutulmamış kav bir kibrit çöpü gibi okul sıralarında eskimiştir. Ne badirelerden geçmiştir. Ne hikâyeleri toplamıştır. Ne şarkıları konuk etmiştir. Yakasız geçen bir ilkokul halinin anımsanmasıdır. Kalemsiz geçen günün tertemiz kalmış sayfalarını barındırır. Ödevsiz geçen akşamlardan arta kalan sayfalar birer mutluluk tablosu gibi belirgin bir biçimde durur.

Çantada keklik gibi durur bazen o kapsız defterler. Hatıralar. Hatıraları taşır nihayetsiz bir yumak halinde. O defterler bir tarihin tanıklığı gibidir. Tarihin seyir defterini o defterlerden izleyebilirsiniz. Köşeleri buruşmuş. Yazmaktan aşınmış sayfalar temiz sayfaları kıskanırken bir savaşın olduğunu, bu sayfalarda azımsanmayacak derecede şiddet içerdiğini hemen algılayabilirsiniz.

İçinizden yutkunmak geçer kimi zaman. Yutkunmak beyaz sayfaların tek harcırahı tek yolluğu tek reçetesi değildir. Yutkunmak şiir gibi bir şeydir kapsız defterlerde. Kapsız defterler yutkunmanın dürüst halidir. O bir ekonomik durumun göstergesidir. Janjanlı etiketlerle süslenmeyen, renk renk kapları yüzüne değdirmeyen o defterler bir hava boşluğunun yamaçtan yükselmesi gibidir. Yağmur beklentisi çoktur o defterlerde.

Çok yorgunduk, susuzduk. Ağzımızı musluğa dayayıp içer gibi yapardık. Akmayan muslukların hesabını sorduğumuz defterlerimiz vardı. Kapsızdılar. Kaplanmamış defterler berrak defterlerdi. Çünkü hayatın en büyük çeteleleri bu defterlerde tutulurdu. Hesap en iyi bu defterlerde tutulurdu. En ateşli şiirlerin sahnesi, en bitmez sancıların yuvası da bu defterlerdi.

Durduk. Durduğumuzu bilmeden durmaya kelime yetirmeden durduk. Duruşumuz kapsız defterlerde iki kelimeye konuk oldu. Durduk da o kelimelerin anlamını çözmek için etik kurallar çerçevesinde kendimizi aradık. Ne ontolojik çözümlemeler bizi ağırlayabilirdi ne de epistemolojik çıkarımlar. Bizi yoğun bulutlar üzerine turnaları çağıran türküler ağırlayabilirdi.

Kara bulutlar esmerliğimize bir serap seyriydi. Yanardık her kara bulutun ardından. Sevdiğimiz kuru ekmek gibiydi. Tandırın ateşinden yükselen is bizim kapsız defterlerimizde biriktirdiğimiz şiirler gibiydi. İlkokul halinin özümsenmiş halinde rüzgara tanık ettiğimiz yüzlerimiz, ateşe daldırdığımız kalbimiz, göğe yükselttiğimiz parmaklarımızla ‘’işaret çocuklarıydık’’. Ekmeğin değerini bilip bunun hakkını en iyi verenlerdendik.

Yenildik. Sayfalarımızı koyu bir isyan gazelinde bir Yusuf güzellemesiyle yitirdik. Ne kapsız defterlerimiz kaldı ne de kokulu silgilerimiz. Kokulu silgilerimizi kaybedince yenildik. Yenilmenin kazanç olduğunu ta o zamanlarda bilendik. Bilirdik. Kokulu silgilerimizi ve kalemlerimizi çalanların iflah olmayacağını. Bilirdik de bir dua kondururduk.

Yeniden kapsız defterlerimize sarılarak derslerin koyu saatlerinden sıramıza, hanemize, kalemize sarılarak uyurduk. Uyumanın kapsız bir defter üzerinde tersiz ve izsiz geçeceğini bilirdik. O kapsız defterlerimiz bir devrin tanıdığıdır. 28 şubatların 12 eylüllerin çetelesini tuttuğumuz kerahat cetvelimizdir. Bizim geçmiş ama hala bilmeden edemeyeceğimiz, dönüp dönüp tekrardan ziyaret ettiğimiz sayfalarımızdır.

Biz unutmayacağız gökten güneşi alınanları. Unutmamak için göndere çektiğimiz acıların en berrağında türkümüzü söyleyeceğiz. Biliyoruz çünkü biz türkülerimizi söylediğimiz zaman daha güzel oluyoruz. Türkülerimizle şenleniyor kalbimiz. Türkülerle dingin bir hale bürünüyoruz.

Aşk gibi. Yaşamak gibi. Hayat gibi. Vurgun gibi. Kitlenmiş ellerimizi güç bela da olsa açarak dilimize koyduğumuz âminlerle göğe yükselecek sözlerimiz var. Biz şarkımızı, türkümüzü unuttuğumuz zaman kayboluruz. Budur kapsız defterlerle kalbimize kapladığımız türkülerin hikâyesi.

bilal can

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, deneme içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s