gözün kördüğümüne inanç

Öfke dolu sokakların kirlenmiş kaldırımlarında bıraktıklarım gölgem ve ayak izimdi. Sınır boylarında aldandığım tel örgülerin aramızda hiçbir önemi yoktu. Sen batıyı çekerken ciğerlerine ben doğunun güneşini emiyordum tenimle. Tenim güneş karası, yanık bir türkünün ilk barındırdığı. Barınağım uzun havalarda söylenen leyla, gecem mecnun güzellemesi, ay kırgın bir dilim gözümde. Sana ulaşmayan yolları silerim ayaklarımla.

Güzellemeler dizecek kadar gücüm var. Güzelliğin aşkın renginden. Dilimde bıraktığım sayfa kesiği avuçlarımda ateşin merhamet ifadesi. Resimlerin yırtılmış renklerine ormanları adayan, ömrüme ömür diye deli küheylanları, aç denizleri, kızıl gün batımlarını izlek diye barındıran sen diye ötreli bir ifadedir. Sen diye belirgin gök boşluğunu yoklarım gözlerinle.

Haziranda kanamak da var. Haziran da yanmak da. Yollar sürgün izinde, sana gelmeyen tarafın esrarengiz gizinde. Yollar mahşerini yaşatıyor özlemin. Yollar barınaksız ve susuz bir deli yüreğin hayallerine seraplar konduruyor.

Neden gergefine gonca deseni çizer ayrılık. Neden gelinler kınalı ellerini aya tutar. Neden gözüne hüzün batmış özlem deli yağmurları perdesine çeker…

Kara gün habersiz bir izlek nara. Kara gün ince bir sızının belirgin yuvası. Nedensiz ve kimsesiz. Gönlünü açık tut üşümüş kalbine kırağı düşmesin ikindi gökyüzüne kan değmesin. Yazın ortasına kış düşmesin.
Kalemler yazabildiği kadar yazacak. Şairler yırtacak akıllarındaki perdeleri. Akıl hala anlatamasa da o evreni gönül kuracak ince ve narin dokunuşlarla o heykeli.

Göz gördüğüne inanmalı mı, gönül gözün kördüğümüne mi. Dünya dönenip kendi yurdunda, kendi ekseninde enlemini ve boylamını, günberisini ve ötesini yığmada. Takvimlerden geçip giden resimlerden sepyalaşacak yüzler. Yüzler evrenin sırrı. Sırrın aşikarı.

İsimle yayılır insan, isimle yaşar. Büyür. Gelişir. Anlar. Söz ki odur ‘’hiç’e doğar ad’’. Sultaniyegâh mateminde buseli bir neşeliktir hüzün. Gönlün şirazesi dağılmadan vuslat. Ve hasret kanatlarında kırağı düşen zamanlar.

Ben bu harfleri mimlemeliyim. İçine esrarengiz anlamlar dermeliyim. Eksi kırk derecede bekletip gözün kördüğümüne erdirmeliyim. Ya da bir nihavent makamında dinlenen müzikle eksiltmeliyim.
Gözümde beliren yollar ne süvarilerin tozlarla karıştırdığı yollardır ne de denizlerin kestiği.

Bilal Can
Şehrengiz 8. sayı

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, deneme içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s