Monthly Archives: Ağustos 2011

Şiirin Yalın Hali

Nokta ile başlamak bir icap meselesi olabilirdi ama biz o icabı yerine getiremiyoruz şimdilik. Şimdilik demişsek bu uzun bir süreyi kapamıyor. Kısa dönemli bir karar bu. Kendimizce bir söylem tutuşturmaya niyetliyiz. Bu yüzden anlaşılmama pahasına da olsa “Şiirin Yalın Hali” … Okumaya devam et

bilal can, poetik içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şiir Şümul Edendir Sesi

Cennetli Şiir*: farklı bir sesle yazılmış. Yani kendini sevdirmeye çalışan bir şiir. Evet biraz şiir. Ama tam değil. Sesler tam yerli yerine oturmamış ama altı çizilecek cümleler var. altı çizilecek cümle varsa bir şiirde bu kısmen o şiir için yeterli … Okumaya devam et

bilal can, poetik içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Bir Kelimenin Peşinden: Styks

İsmet Özel şiirinin imgeler üzerinden bazen zor bazen sınırların ötesinde bazen farklı ve kimi zaman farklı zamanlarda farklı sesler duygular hissettiren bir şiir anlayışı vardır. Anlayış aslında tam olarak bunu kapsar mı kapsamaz mı bilinmez ama İsmet Özel “bir münzevi … Okumaya devam et

bilal can, deneme içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kavram Olarak: Ötekileşme

Farklı taraflar tarafından farklıca anlamlar taşıyabilen ve genellikle isyan prosedürüne uygun kelimeleri bir araya getiren ötekileşme “ya bizdensin ya başkasından” anlam birliğine uygun olarak kendini kendi değerlerine sahip çıkma vazifesiyle kim olduğunu bilip kendi öznesini cümlenin baş elemanı yapmaya adayan … Okumaya devam et

bilal can, deneme içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kendine Yabancılaşma

Yabancılaşma terimi en genel çerçevesiyle bireylerin birbirlerinden ya da belirli bir ortam veya süreçten uzaklaşmalarını anlatır. [Gordon Marshall – sosyoloji sözlüğü ] Kendilerinden uzaklaşıp “farklılaşma” anlamını da beraberinde getiren “ yabancılaşma” kavramı en çok kendinden uzaklaşma aslından vazgeçme, değişimin rüzgarına … Okumaya devam et

bilal can, deneme içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ateşe erip gül kokmak

Sesimiz kısılmıştı. Yamacında gül yetiştirmek için eşelediğimiz dağlar artık bize geçit vermiyor. Düşlerden yonttuğumuz kentlerde gözlerimizi açarken hangi düşü ne zaman erdirdik ki muradına. Murattan maksat düşünmekse ve düşünmek mutat halin bir yumağıysa o zaman tevekkülümüze bir parça ekmek doğramalıyız. … Okumaya devam et

bilal can, deneme içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sisifos Bir Gün Ölecek

sen bu ışığın bilinmeyen uğurusun uğur dediysem böcek yok siyah bir ırmaktan yıkanmış saçların portakal reçeli sürdüğüm ekmek ve dilimdeki eksilmiş sigara lekesi izi düşmüş bir izmarit hangi kahvenin telvesidir kırk yıl uykumda kalacak ben bir savaşı omuzlarıma düşerken acıttım … Okumaya devam et

bilal can, şiir içinde yayınlandı | Yorum bırakın