Monthly Archives: Ocak 2012

Elektronik sözler yazamam ben

Bülent Parlak İzdiham Dergisinin Baş Amelesi. Sırtlayıcısı. Editörü. Dergi Editörlüğü bir nevi ameleliktir. Bütün işleri peşinden koşulur. Zor bir iştir. Ama gönül işidir de. Heyecanlıdır. Her yeni sayı hazırlığı sıkıntılıdır. Koşturmacalıdır. Ama çıktığında bir çocuk gibi sevilir. Bülent Parlak bir … Okumaya devam et

bilal can, röportaj içinde yayınlandı | Tagged , , , , | Yorum bırakın

Marksizm buysa ben Marksist değilem.

KARL HEİNRİCH MARX 5 Mayıs 1818–14 Mart 1883 Marksizm buysa ben Marksist değilem. Doğduğunda ona Marx denildi. Ne sebeple bu isim verildi bilinmez ama bu isimle çok tanındı. Almanya sınırları içinde olduğu için de bir alamandır. Tam mı yarım mı … Okumaya devam et

bilal can, makale içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın

‘’Dehşet sokağının sapağında kendine yürüyen kadın ‘’

Yaşam bir rüyadır, uyanmak bizi öldürür … Nehirde yüzen cesedi insanlar tarafından görüldüğünde öldüğü anlaşıldı. Virginia da ölür. Hem de ölümünü nehirlere yazarak. Nehir yutan insan korku tünelinde kendini savaşa adamış bir bedendir. Ne yana dönse paslı çivilerin zihnini allak … Okumaya devam et

bilal can, makale içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın

Öğrenci Manifestosu

Öğrencilerin ev sahiplerine isyanını dillendireceğim. Gözlerim bağlı değil hiçbir elim türkü dinlemeyip hiçbir elimi bu şarkıya dahil etmeyeceğim. Ellerim çünkü bir kavgada en çok kullandıklarımdır. Ellerimdir ellerim benimdir. Yumruk yapıp ağzının ortasına bir defacık indirirsem o el sende artık izdir. … Okumaya devam et

bilal can, manifesto içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Israrımız Yarım Bir Ekmek Gibiydi

Kaçıyorduk kendi ısrarımız yarım bir ekmek gibiydi. Soğanı bölmüşken ve değilken yalnızken ve sadeyken ortadan bir hayatı kavgalı bir yolculuk bulmuşken kendimizi kovduk. Tüm yolculuklar kalbimizde bir sürgünü barındırıyor. Gidiyoruz. Sadece gitmek. Gitmenin tüm felsefesini, tahminlerini yol durumlarını ceplerimizden kaçırdığımız … Okumaya devam et

bilal can, deneme, edebifikir.com içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Gölgede Can Veren İnsana Acımak

Gök boşluksa, onun bir adı var. Onun isimler lügatinden, harflerden kurulmuş bir ismi var. İsimler bir kün devrinden beridir söylenen, Yusuf’un güzelliği, Davud’un sesi, Süleyman’ın nefesi, buğudan ve camdan, ırmaktan ve rüzgârdan… Bahsi geçen her isim bir dünyanın bir başka … Okumaya devam et

bilal can, deneme, edebifikir.com içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Aradığınız yola ulaşılamıyor

Öfke dolu sokakların kirlenmiş kaldırımlarında bıraktıklarım gölgem ve ayak izimdi. Sınır boylarında aldandığım tel örgülerin aramızda hiçbir önemi yoktu. Sen batıyı çekerken ciğerlerine ben doğunun güneşini emiyordum tenimle. Tenim güneş karası, yanık bir türkünün ilk barındırdığı. Barınağım uzun havalarda söylenen … Okumaya devam et

bilal can, deneme içinde yayınlandı | Yorum bırakın