Gölgede Can Veren İnsana Acımak


Gök boşluksa, onun bir adı var. Onun isimler lügatinden, harflerden kurulmuş bir ismi var. İsimler bir kün devrinden beridir söylenen, Yusuf’un güzelliği, Davud’un sesi, Süleyman’ın nefesi, buğudan ve camdan, ırmaktan ve rüzgârdan…

Bahsi geçen her isim bir dünyanın bir başka dünyası gibidir. Onunla açılır diyarlar ve onunla bilinir diyarların diyarlığı.

Kalp eğrisi hep yokuş yukarı. Aşağı inen bir derinlik. Ortada duran bir dinginlik. Gidiş sessizceyse, gölgede can veren insana acımak gerek. Acımak sesli bir ölüm şeklidir. Korkmak bu işin bir başka harflisi. İnsana acımak insanlığın adına düşmüş bir noktaya acımaktır. Bir insana acımak merhametin tüm insanlık adına küçültülmüş halidir.

Şimdi kendi çıkarımımızı yapmak için kendimize açılmalıyız. Çok uzak denizlere değil, kendimize yani benliğimize. Biz kendimize acıyan bir damlayız. Okyanusun ortasında dalgaların merkezkaç kuvvetiyle savrulan. Bir yandan kendi yüreğimizin acısını dillendirirken usanmadan bir yandan da toplumsal bir gerçekliğin en ajitasyon kısmına mümtaz türküler söyleyeceğiz.

Bilgi sürecinde elit bir yaklaşım sergileriz. En olasılıklı halimiz bir yalnızlıktır. Acırız. Yeminler peşinden giden hayatımızın verilmiş sözlerin değerine çarparak büyürüz. Kımıldayan bir sesi vardır büyüyüşümüzün. Büyüdükçe gençleşecek bir yaranın sahibiyiz.

Sahip olmak iyi bir şey. Kendine ve kendinde olmaya sahip. Bühtan sebepler ararız kapı aralığında. Kapı aralığından kapı aralarına geçeriz. Hep kapılar. Önümüzde, sırra büyük bir cümle gibi dokunan kapılar.

Fikrimizden tutuşuruz. Ahımızı alacak bir dünya gününe zarf atarız. Ellerimizden, ayaklarımızdan izlerimizi dengeyle işaretleriz. İşaret bizim kendi nüshamızda isim diye belirgindir. Gölgede duran yaşamın güneşe geçmesi için sorular sorarız.

Hiçbir anagram bulmaca bulamayacak bizim gördüğümüz rüyaları ve hiçbir tümlece adamayacağız halimizi. Hüznümüz yanık bir şiir gibidir. Üzerimizdeki bulutların hüznümüzden nem kaptığını bir kuşlara anlatacağız. Yağmur diyeceğiz. Hüznümüze en iyi duran bir duadır.

Acıyoruz. Kendi halimizin kendi halimize böyle gelmesine. Acıyoruz. Acıdıkça bilenen sözler besliyoruz. Biz sözlerimizi en çok acımıza hüzünle dikenlerdeniz. Yamalanan hayat defterimiz bu yüzden belirgin lekelerde şiiri özlüyor.

Bilal Can

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, deneme, edebifikir.com içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s