Gençlik ve Popülerizm


Bu gün gençlik denilen olgu bir tasavvur, büyük bir beklentinin atıfta bulunulduğu bir yaş gurubu olarak karşımızda durmaktadır. Gençlik diyoruz, gençlik nedir? Bunun kapsamına kimler girer? Sorularını sorarak bu olgu ya da yaş aralığındaki kişilere bir açıklama getirmeye çalışacağız. Bunu dillendirirken de gençliğin nasıl olması gerektiğine dair kanaatlerimizi sıralayacağız. Popülerizm değimiz olgu gençlik olgusunun neresinde? Bunlara cevap bulmaya çalışacağız.

Gençlik Nedir?

Ergenlik yaşından – yani çocukluk evresinden- itibaren başlayan bu süreç kendini genç hissedenleri de kapsama alanına alırsak çok geniş bir kesimi kapsamaktadır. Bu süreç içinde insan psikolojisi kalıcı olarak şekillenmekte “fıtrat” dediğimiz kişilik özelliği belirginleşip kalıcı bir şekle girmektedir.

Gençlik bahsettiğimiz gibi sadece insan hayatında bir evre ya da dönem değildir. Gençlik her ne kadar bir dönem olarak gözükse de onda bir “diriliş”, bir misyon, bir fikrin devam ettiricisi, harekete geçirici gücü de kendinde saklamaktadır. Bu yüzden insan ve toplum üzerine düşünen ve toplumun geleceği hakkında mümkün mertebe kafa yoran düşünürlerin temelde bir “gençlik tasavvurları” vardır. Bu tasavvur üzerinden fikirlerinin bayraktarlığını yapacak gençler yetiştirmeye ve fikirlerini bu vesileyle yaygınlaştırmaya çalışmışlardır.

Türkiye’de Gençlik

Türkiye’de gençlik kendi özelliğini, orjinalliğini de içinde taşımaktadır. Genel kapsamda şöyle diyebiliriz: Gençlik; ülkelerinin siyasi iktidarıyla bağlantılı bir yaşam sürer ve olgunlaşır. Her şeyin bireyde bittiği muhakkak fakat Türkiye’deki hükümet politikaları, eğitim sistemi gençliğin düşünce tarzını, yaşam şeklini belirleyen başlıca unsurlardır.

Ulus devletler kendilerini garanti altına almak için tebaa dediğimiz halkı başlıca eğitim sistemlerinden geçirerek kendine bağlı bir hale getirir. Türkiye’deki eğitim sistemi; sorgulamadan uzak, ezbere dayalı bir sistemdedir. Bu sistem içinde yetişen gençler sorgulamaktan, düşünmekten uzaktadır. Bu eğitim sistemi içinde gençler duyarsızlaşmakta, yalnızlaşmakta, sadece kendi potası içinde erimeye çalışan birer birey haline gelmektedir. (bknz: Benedict Anderson – Hayali Cemaatler: Metis Yayınları)

Bireylerin medya ve iletişim araçlarının bağlılığın fazla olması gençlerin bu konularda bilinçlendirilmemesi, buralarda gördükleri kişileri kendilerine rol-model olarak alması kendi özünden uzak, kendine yabancı bir genç nesil oluşmasına neden olmuştur.

Popüler Kültür

Popüler kültürü anlamak için öncelikle kültür kavramı üzerinden biraz durmamız gerekir. Kültür nedir? Bir toplumun tarihsel süreç içerisinde ürettiğini gelecek nesillere aktardığı maddi manevi özelliklerin bütününe kültür denmektedir. Bir kültürün oluşabilmesi için çok uzun bir zaman dilimin geçmesi gerekmektedir. Çünkü kültür öyle hemen oluşan bir şey değildir. Örneğin bir yeme-içme kültürünü ele alalım: bu asırlar boyunca süren, gelişen, bir anda değişmeyen olguları içinde taşımaktadır. Ya da misafirlik kültürü, temizlik kültürü v.s gibi. Bu bahsettiğimiz olgular toplumdan topluma değişmektedir. Çünkü her toplumun kültürel mirası ve sahip olduğu değerler farklıdır.

Kültüre etki eden diğer bir olgu da toplumun sahip olduğu değerlerdir. Bu değerler maddi ve manevi değerler olmak üzere iki kısımda incelenebilir. Değerler bir toplumun kabullendiği, ortak bir mirasın, dinin etkilediği olgudur. Değerlerin direkt olarak kültüre etki etmesi onun beslendiği toplumdan kaynaklanmaktadır. Bir toplumun sahip olduğu değerler neyse kültür de ona göre şekillenir.

Popüler kültür nedir?

20.yy dan sonra özellikle toplumsal modernleşmeyle yayılan günlük uygulamaları kapsamaktadır popüler kültür. Önceden kesilip biçilmiş paketlenip sunulmuş bir kültürdür. Popüler kültür kullanım ve tüketim kültürüdür. Yani günübirlik olarak al-kullan-at mantığıyla işlem görür. Sosyal kültürel ve ekonomik çöküntülerin yaşandığı dönemlerde sıklıkla popüler kültüre yönelirler.

Toplumsal açıdan kabul gören bir kültürdür. Çünkü medya ve iletişim araçları dolayısıyla sürekli tekrarlanan metalara bağımlılık bir tür “meta fetişizmine” varmakta bu da toplum tarafından sürekli tekrarlandığı için kabul görmektedir. Özellikle popüler kültürü en iyi tanımlayan sözcüklerin başında taklit gelmektedir. Burada medya ve iletişim araçlarının bir hegemonya aracı olduğu da unutulmamalıdır. (Medyadaki hegemonya için bakınız: Medya Gösterisi: Douglas Kelner – Açılım kitap ve Baudrillard – Sessiz yığınların gölgesinde ve toplumsalın sonu)

Popüler kültürü açıklama yoluna gidildiğinde en önemli soru olarak ‘’niçin’’ sorusu karşımıza çıkmaktadır. Popüler olan yani herkes tarafından bilinen, herkes tarafından kullanılan, herkes tarafından en iyi görülen şey olarak tanımlamak güç olmasa gerek. Peki, herkes kim? Gençlik özellikle gruplara, toplumlara kendilerini kabul ettirebilmek için bir takım şeylere gereksinim duyarlar. Mesela grup tarafından kabul görmek veya değer görülmek adına kıyafetini değiştirmesi gibi*

Popüler Kültür ve Diğer Alt Varyasyonlar

Popüler kültür bir toplumun yerleşik kültüründe açılan bir deliktir. Hatta bunu bir kare deliğe benzetebiliriz. Çünkü toplumun sahip olduğu kültür içinde değerler, ahlak, yerleşik düzen vardır. Popüler kültür belirttiğimiz gibi bir özenti, bir taklidin ürünüdür. Yerleşik kültürün devam etmesi ve toplumun ahlaken bir çözülmeye, bozulmaya gitmemesi için gençliğin yerleşik kültürünü iyi bilmesi gerekmektedir. Bu kullandığı dilden, giyim kuşamına, yeme-içmeden, hareket tarzına kadar her şeyde geçerlidir. Sırf bir özenti ile hareket etmek bize bırakılan mirası görmemek demektir.

Aksi taktirde öncelikle kendine yabancılaşan daha sonra çevresine en son olarak da yaşadığı topluma yabancılaşan bir gençlik ortaya çıkacaktır.

Sonuç Olarak

Gençlik nereye gidiyor? Sorusu üzerinden hareketle bir gençlik tasavvuru hazırlanmalı özelikle gençlerin yoğun vakit geçirdiği yerler – internet- televizyon vs.- gibi yerlerde kültürel değerlerin ön plana çıktığı programlar, çalışmalar yürütülmeli, buna uygun olarak sistematik bir biçimde gençler üzerine çalışmalar yapılmalıdır. Ta ki Necip Fazıl’ın dediği gibi:

“’Kim var? ‘ diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert ‘ben varım! ‘ cevabını verici, her ferdi ‘benim olmadığım yerde kimse yoktur! ‘ fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik…

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik…

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik… “

Bilal Can

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, makale içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s