Modern Zamanların Gizi


Küreselleşen dünya yaşantısında biz hayat süren insanlar kendi mevzimizden izlediğimiz dünya gerçekliğini sanki kendi kimliğimize işlenen bir gergef gibi algılamaya başladık. Artık bizim için önemli olan; materyal dünyanın bize ekleyeceği çıkarlardır. Biz bu çıkarlar doğrultusunda ilişkilerimizi baz almaya başlayarak kendi gerçekliğimizdeki çoğulluğu tekillemeye başladık. Bu yüzden sır ve giz kavramlarını sorgusuz, sualsiz bir biçimde kendi bilinç haritamızdan sildik. Biz artık ne biz kaldık ne de sen.

Ne kendimiziz ne de başkası. Her gün olağanca güçlüğüyle uyandığımız sabahlar var, uykunun bize getirdiği rüyalardan arınık bir yaşam sergileyerek rüyaların da önemini kendimizden silmeye başladık. Oysa insan sabaha yenilenmiş bir ruh olarak kalkarken biz yeni güne dün biriktirdiğimiz kirlerle uyanmaya başladık. Bu yüzden üzerimizdeki yorgunluk bir asrın yorgunluğu oldu. Yine güne kendi derdimizin dermanını bulabilmek için giriştik, iş peşinde koşarak kendimizi ayakta tutmaya çalışarak akşamı ettik. Artık bizim için günlerin anlamı işin bize ne getireceği ile ilgiliydi. Ne götürdüğünü, nelerden eksildiğimizi ise bu koşturmaca içinde bilemedik. Bilemeyeceğiz de. Çünkü giz dediğimiz kendi gerçekliğimizi sırrı ve özü, bunları kaybettik.

Oysa saf kalan bir yanımızın ertesi güne daha berrak bir şekilde uyanması icap ederdi. Lakin biz sözümüzü unuttuk. Bu unutuş kendini unutarak bizde başladı, daha sonra bulunduğumuz ortamı unuttuk, yaşadıklarımız artık bizim için olağan bir tekele dönüştü. Kendi rantında sürekli kazanan bizler kaybetmeye tiksinerek bakmaya başladık. Bu tiksinti bizi daha fazla çalışmaya yöneltti. Müslüman idik lakin Protestan ahlakına büründük. Daha çok çalış, hep çalış, hep çalış, hep kazan. Bu yüzden belki de “orman değiliz artık milli parkız.”

Gizini kaybeden insanın sırdan nasibi olmaz. Sır ancak modern zamanlara ya da çin atasözünde geçtiği gibi “tuhaf zamanlara” karşı gelenlerin nasibi olabilir belki de bu yüzden Kapitalizme olabildiğince karşı durmak, onun ayaküstü yeme yerlerine, ayaküstü konuşmalarıma, popüler olan her şeyine karşı durmakla olur.

İçimizde kendini özleyen bir yan var. Bu yanımız bir bekleme odası yalnızlığında hüzünle eksikliğinin tamamlanacağı günü bekler. Bu hiç bitmeyecek ama bu bitmeme bizim onu unutmamız gerekliliğini getirmemelidir. İçimizdeki o kendini özleyen yanımız, kendimize döndüğünde biraz huzura kavuşabilir. Kendine dönmek bir metamorfozdur; ipek böceğinin kelebeğe dönüşürken ardında ceset bırakmamasına benzemektedir. Bedenden, tensel olandan kopup tinsel olana yönelirsek ancak ve ancak bir bütünlük sağlayabiliriz.

Modern zamanlar tüketim kültürünü beraberinde getirdiği için her şeyi al kullan at mantığıyla anlamlandırmaktadır. Miadı dolmuş tüm şeyleri yeni şeylerle değiştirerek hatta eskileri yenilemeyi dikte ederek insanın kendi özüne aykırı olan olguları insana kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu yüzden diyoruz ki modern zamanlarda giz yoktur. Kendine giz diye aldığı şeye meta gözüyle bakar onu da bir süre sonra çöpe atar.

Sevgi, aşk, hasret, hüzün, acı, üzüntü gibi duyguların modern zamanlar içinde olmaması onun kaskatı kesilmiş, taş gibi bir şey olarak adlanmasına neden olmuş. Burada taşı sadece modern zamanların nasıl bir panoramaya sahip olduğunu açıklamak için kullandık ama taş bile modern zamanlara göre bir duruşu, bir estetiği bir duygusu olan nesnedir.

Kendimizi çağın insanı ve, zamanın müdavimi olarak görüyorsak biz de bahsi geçen gizsiz, sırsız, duygusuz zamanların insanı olmuşuz demektir. Hastalanmamak için tıbba sığınışımız, sağlıklı beslenmek yalanıyla olabildiğince vitaminlere vs. diğer tabletlere saldırışımız, açlığı unutup, her öğünü aksatmadan yiyişimiz, gasp edilmiş bir sektörün içindeki robotlar olarak isimlendirilmemize neden olmuştur. Biz artık sektörel üzerinde düşüncelerin üretildiği, bir tüketim manyaklığına sahip insanlar olarak dünyayı kirletenler, biz saplantılı bir biçimde kaybetmeyi gururuna yediremeyenler…

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, deneme içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s