‎Şiir Vurmak İçindir

Şiir, bir iç kale savaşıdır.

[şiir vurmak içindir. aklına geldiğinde yine tekrar ediyorsan ve sonra durup durup yine tekrar ediyorsan, aklına gelmişliğine yanıyorsan, bu nasıl bir şeydir diyorsan ve sarmal şiir hakkında beyninin dehlizlerinde bir yanıt arıyorsan bu şiir iyi bir şiirdir ve sen bu iyi şiirde bir daha vurulmuşsundur. bu kroşe insana leylayı eskitmez, taze bir gün gibi yeniden tazeler. şiir bu yüzden tazeler işte insanı. tozunu alır ve yeniden görmesine neden olur. ]

Bazı şiirler polyesterdendir. Kanaatimce yakınca kokusu da kötü olur bazı şiirlerin. Vurmaz, sarmaz, acıtmaz, incitmez. Sadece yazılmak için yazılmıştır o şiirler. Sadece şairinin egosunu tatmin etmek için ortaya çıkmıştır. Bir niyet barındırmaz, bir vesilesi yoktur, araç değil sanki amaçtır. Öyle olunması istenmiştir. Öyle de olmuştur. Bu tarz şiirler fabrikasyon şiiri gibidir. Tatsız, tuzsuz, renksiz ürünlerdir. Bu gibi şiirler bir sanat eseri değil bir fantezi ürünüdür bu yüzden.

Her eser yazanının, ortaya koyanının niyetini taşır. Biz niyetin önemli olduğunu söyleyip dururuz. Niyet her şeyin başı, her şeyin girişidir. Niyetle başlar tüm işler. Şiir de bir niyetin ürünü olarak ortaya konulur. Bir sanat eseri olarak sayılmasının temel nedenlerinden biri onun bir niyet taşımasındandır.

İster niyet sanat için olsun, ister toplum için, ister hakikati bulmak için olsun. Fakat okur bu niyeti tam olarak bilemeyebilir. Yazan kişi belli etmemişse bu niyetini okuyan kendine göre bir çıkarımla niyetinin bu olduğunu söyleyebilir. Fakat eserin tahlili yapılınca ortaya kısmi de olsa ip uçları çıkar. Bu ip uçlarına göre yazanın incelenen eserde ne niyet taşıdığı gözlemlenebilir.

Şiir vurmak içindir diyorsak bu bir niyeti de içinde barındırıyor demektir. Ona bir amaç, bir neden, bir yol çizmek içindir. Vurmak diyorsak bu bilfiil yapılan bir eylem şeklinde değil, okuyanı etkileme, okuyanda bir ışık, bir ufuk açması içindir. Okuyanda kimi zaman fark edilmeyeni fark etmek, ona hakikatten bir ışık sunmak içindir.

İdeolojiler, fikirler, acıyan yanlara derman olacak sözler. Hepsi kelimelerle anlam kazanır, kavram dediğimiz şeyler cümlenin içinde genişler, büyür ve dimağlarda patlar. Şiir, eğretileme, yan- anlam bulma mıdır sadece? İnsan zihninde açan bir şekli vardır şiirin. İlkin algılama ile, bu nediyor? Sorusuna cevap olur şiir.

‎”Şairin siyasi mesajı, siyaseti aşmaktır..” – Edgar Morin

Şiir yazıp şiir üzerine konuşuyoruz. Şiir diyoruz, şiir şöyledir diye tanımlar yapıp kendi anladığımız biçimde şiir üzerine bir şeyler söylemeye çalışıyoruz. Tüm olacağanlığıyla kitapların söyledikleriyle şiirin anlattıkları arasında bağ kurmak oluyor kimi zaman bizim söylediklerimiz.

Şiirin bir tarihi olduğuna inanıyorum. Devletler gibidir onlar. Ortaya çıkana kadar mücadele eder, debelenir, bir çıkış yolu bulmaya çalışır, kendi yolunu çizer, asidir, emek ister, çaba ister. Bir amacı bir niyeti vardır. Buna ulaşıp onu aşmayı hedefler.

Şiir vurmak içindir dedik, bir eylemi, bir devingenliği, bir parıldamayı içinde taşır. Şiir bunu yaparak ortaya konulduğu dilin etkilerinden bağımsız değildir. Ona bağımlı olarak gelişir, büyür ve tesirini ortaya koyar. Dil ne kadar sağlam temeller üzerine oturmuşsa şiir de bu sağlam temellere yaslanarak tarihin eskiticiliğine karşı gelip yeniliğini korumaya devam edecektir.

Öz ve Kavram

Heidegger “Özüne göre söz, bahşetmektir. Verdiği şey varlık’tır. “ der. Sözün özünü bahşetmek için kollarını sıvayan şairler, vuruş kısmına dikkat etmeden – şiiri yaşamadan- ortaya eserlerini koyarsa bu eser varlığın anlamına dair kısmi bir söyleniş olarak yer edinecektir. Bu yüzden şiir vurmalı, şiir varlığı ve şeyleri gözümüze çarpa çarpa anlatmalı, aksi taktirde ne sözün bize bahşedeceği bir anlamı kalır ne de atıfta bulunduğu varlık’ın ya da şey’in bizde bir anlamı.

Dünyalıyız. Dünya kavramlarla algılanan bir yerdir. Pierre Bourdieu’un Habitüs’u gibi nice kavramı anlamak için yine çeşitli kavramlardan referans alarak anlamaya çalışırız. Kendi özümüzün peşine düşmüş olan bizler, şiirin ana damarları üzerinden insanlığın yansımasını görmeye çalışırız. Bizi anlatmalı şiir, bize yabancı değil, bilakis bizden, içimizden çıkan, okuyunca “bu beni anlatıyor” diyen şiirlere ihtiyacımız var.

Biz tahayyüllerimizi olan şeyler üzerinden şekillendiren varlıklarız. Tahayyül edemediğimiz şeyleri zaten bilemeyiz. Kavramlar, özü bulmak için bir araç, biz bu araçları kullanarak özü, hakikati elde edebiliriz.

Bize sözün özünü bahşeden şairler özel şairlerdir.

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, poetik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s