Kültür Neşidesinde Endüstri


Fikir ve sanat adamının yeri: fikir ve sanat kavgasının ateş hattıdır diyor Cemil Meriç. O vakit, vakit vakti kuşanıp boks eldivenlerini takmayan sanatçı ve fikir adamlarını nakavt edecek güçtedir. Kendi iradesini kokulu sabunlarla yıkayıp bohem bir hayatı seçen peçeteden kalem erbabı kendi garipliğini gardını almadan yediği darbelerde görecektir. İlk darbeyi de şahit olduğu zamandan alacaktır.

Fikir adamı çağının getirisini iyi bilen geçmişini ince bir elekten geçirip değerlendiren ve geleceğinin geçmişinden neler taşıyacağını nasıl olabileceğini birikimiyle öngörüde bulunan kişidir. Bu öngörü biraz sezgiyle biraz da “geçmiş geleceğe suyun suya benzediği kadar benzer” düşüncesine bağlı olarak gelişir.

Fikirlerin gelişmesi için belirli bir zeminin oluşması lazım, bu zemin kültürel ön planda gerçekleşen bir yapıya sahip arka planda ise toplumun adetleri, düşünce biçimleri, değerleri ve yargıları vardır. Bu elbette ki diğer toplumların ve kültürlerin ve gelişmelerinin es geçilmesi değildir. Aynı ölçüde “etkileyen – etkilenen” döngüsü içerisinde güçlü olan “etki eden” zayıf olan “etkilenen” olacaktır. Güçlü kültürler ve düşünceler, etki ettiği kültür ve fikirleri ileriye götürerek gelişmesine katkıda bulanarak eşit bir seviyeye gelmesini sağlar.

Fikir bir meş’ale gibi yanmaya devam ettikçe toplumun ileriyi görmesi daha kolay olacak fikir adamı da bu meş’aleyi tutarak sadece toplumu aydınlatma zevkine değil ayrıca toplumda fikirlerinin ne gibi etkilere yol açacağını da izleyebilir. Her insan aynı derece yorumlama gücüne sahip değildir. Fikirlerin her insanda yansıması farklılıklar gösterebilir. Fikirlerin özellikle toplumlardaki yansımaları başta tasarlandığı gibi durmaz, her fikir girdiği her hanede farklı bir biçimle kendini gösterebilir. Bu yüzden fikir adamının topluma sunduğu fikirler evvela bir ışık sunmaktır, aydınlanma seviyesi toplumun o fikri özümseyip anlamasına ve yorumlamasına bağlıdır.

Fikir ve sanat eserlerinin ortaya çıkışları büyük bir çalışma, bir araştırma, bir emek sunumuyla gerçekleşir. Yazın, görsel, işitsel tüm eserler bir fikrin, bir düşünüşün göstergesidir. Fakat bazen toplumların ilgi ve alakaları ortaya çıkan eserleri, ürünleri belirleyebilir. Özellikle Frankfurt okulunun bu konudaki görüşleri önemlidir. “Kültür Endüstrisi” kavramını ortaya atarak bu konu hakkındaki görüşlerini bu kavram içinde belirlemişler.

Frankfurt Okulu Adorno ve Horkheimer’ın öncülüğünde kurulan bir okul olarak isimlendirilir. Eleştirel Teori olarak da isimlendirilen bu okul temel olarak kültür üzerinde durmuştur. Bu okulun savunucularına göre kapitalizm sadece ekonomik-politik yanlı tek yönlü bir olgu değil ayrıca onun kültürel boyutu vardır. Kültür Endüstrisi kavramını anlamak için iki tamlamayla bunu açan okul temsilcileri; kitle kültürü ve kültür endüstrisi ile kavramı ele alarak incelemişlerdir.

Sosyolojik kavramları daha iyi anlamak ve çözümlemeyebilmek için bu kavramların çıktığı koşulları ve toplumları bilmek gerekir. Kültür Endüstrisi kavramı 1930’lu yılardaki faşizmin hızla gelişip bir trend haline geldiği dönemlerde ortaya çıkmıştır. Buna mukabil olarak da sosyalizmin artık eskisi gibi yaygın olmadığı, gittikçe ona olan ilginin azaldığı görülmektedir. Çoğu ülkelerde faşist yönetimler baş gösterirken dünyanın geneli faşizm tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Almanya’da Naziler, İtalya’da Benito Mussolini, İspanya’da Francisco Franco. Tüm bu durumlar Frankfurt Okulu’nu etkileyen durumlardır.

Frankfurt Okulu bir nevi sürgün teorisyenlerin Dünya gündemini oluşturan koşulları karamsar bir pencereden değerlendirmeleriyle başlamıştır. Max Horkheimer, Thedor W. Adorno, Herbert Marcuse, Leo Lowenthal, Eric Fromm gibi düşünürler Nazilerden kaçarak A.B.D’ye sığınırlar burada kitle toplumu ve kültür endüstrisi kavramı üzerine çalışmalarını başlatırlar.

Özellikle Adorno ve Horkheimer kültür endüstrisi kavramını 19. yy sonu ve 20. yy. başlarında Amerika ve Avrupa’da yükselmeye başlayan eğlence endüstrisinin kültürel metalaşmasını vurgulamak amacıyla kullanmışlardır. Eğlence kültürü kapitalizm ile değişmiş insanlar gelir seviyelerine göre eğlence kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Kültür endüstrisinde asıl vurgulanmak istenen; üretilen kültürel ve sanatsal yapılardır. Kültürel ve sanatsal yapılar artık bir ürün haline gelmiş, insanlar bunları alarak veya karşılığını ödeyerek elde etmeye başlamıştır.

Swingewood’dan Referansla Kültür Endüstrisinin Dayanakları

Modern Sosyoloji, aydınlanma, modernite üzerinde çeşitli çalışmaları bulunan Alan Swingewod Kültür Endüstrisini değerlendirirken onun belirli dayanakları olduğunu söyler. Bu dayanaklar ona göre :

1 – Yoğun ekomonik ve teknolojik gelişmeler karşısında geleneksel toplumsallaşma kurumlarının zayıflaması

2– İnsanın emek ve etkinliği sonucu ortaya çıkan nesnelerin, insan kontrolünün dışında gözüken bağımsız, özerk güçlere dönüştüğü kültürün artan somutlaşması. Böylelikle kitle toplumunun parçalanmış insanı “anlaşılmaz bir zorunluluk” tarafından yönetilmektedir.

Sonuç Olarak

Fikir üretmek ve bunu kapitalizme bir ürünmüş gibi sunmamak için fikir adamı düşünsel anlam bir katkı sunacaksa bunu toplumu ileriye götürecek, aydınlatacak, yol gösterecek nitelikte yapmalıdır. Kapitalizmin insan boynunda bir zincir olduğunu ve insanın peşine düşmüş bir canavar olduğunu asla unutmamalıdır. Kültür dahil insanla ilgili her şeye giren ve onu kontrol altına alan kapitalist sistem nefes alıp vermeyi bile kendine bağlamayı düşünebilir. Bu yüzden fikir adamı insana, insanlığa rahat bir nefes aldırmayı, ona farklı yönlerden bakabilmeyi, geniş ufuklar sunması gerekli ve önemlidir.

Kültür Endüstrisi ve Frankfurt Okulu Hakkında Referans Kitaplar

Horheimer – Akıl Tutulması
Aydınlanmanın Diyalektiği – Horkheimer – Adorno
Tanila Modleski – Eğlence İncelemeleri
Walter Benjamin – Pasajlar
Alan Swingewod – Sosyolojik Düşüncenin Kısa Tarihi
Herbert Marcuse – Tek Boyutlu İnsan

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can, makale içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s