Çöküş Çağı

Nietsche’nin “Tanrı’nın ölümü” dediği nihilizmin gelişine dair metaforu Foucault’ya göre “insanlığın da ölümüdür”. Bunalımla birlikte kendini yitiren ve şizofren haline giren insanlık bu çağla birlikte kanlı boğuşmaların müsebbibi, boğuşmaların birinci tekil şahsı konuma gelmiştir.

Dünyadaki farklılıkların biraradalığının bu gün yoğun biçimde gözlemlendiği günümüzde bir yandan savaş çığırtkanlığı yapanların olması diğer yandan barış, mutluluk, refah, özgürlük naralarının artmasına neden olmuştur. Bu gittikçe daha da artacak gibi gözükmektedir. Çünkü insanlığın, üzerine konuştuğu kavramların eskimişliği ve artık ilk anlamıyla algılananın şimdiki anlamı verememesi insanlarda anlam kargaşasına neden olmaktadır.

Hızla üretilen ve üretildikçe karışıklığa sebebiyet veren kavramlar eski dünyayı yeniden tasvir etme, tanımlama kabiliyetini sağlayamamaktadır. Hızla üretilen kavramların hızlıca tüketilmesi de insanlığın geçmişten gelen ve büyük birikimler sonucu elde edilen bilinç durumunun da kırılmasına neden oldu. Bu da içsel bir çöküşü getirerek savunuların çöküşüne zemin hazırladı.

İdeolojilerin bu gün artık eskisi gibi savunucu bulamaması belki de bu yüzdendir. Sıkı sıkıya bağlanılan ideolojilerin anlamlarını kavrayanlar, kendilerini anlamlandırdıkları ideolojileri içerisinde rahat bir zihinsel süreç yaşarken, geçmiş – gelecek arasındaki süreç içerisinde de inişli çıkışlı durumlara düşmeden hayatlarını idame etmeye devam ediyorlar. Oysa modern insansın ideolojilerden kopuk bir tür “zihinsel ideolojisizleştirme” sürecine tabi tutulan zihinleri onları hem zihinsel hem de yaşam biçimi olarak savurgan bir yapıya büründürmüştür. Bundan kurtuluşu da düşünmeyen modern insan gittikçe içinden çıkılmaz bir hale girmektedir. Çöküş çağı olarak duran ve zihinsel çöküşle başlayan süreç, yaşam biçimleriyle toplumsal bir olaya dönüşmüş, toplulukların yaşam biçimleri de dünyanın yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Bu gün gidilen süreç bir tür bilinçsizleşme, hakikatten uzaklaşma, körlük durumudur.

İşin anlaşılamayan durumu ise kapitalizm ile serpilen modernlik algısının popüler kültür yaşam biçimlerine sokulmasıyla içselleştirilen bu körlük artık rahatsızlık verici bir durum olarak gözükmemektedir. P. Sorokin’in “bunalım çağı” O. Spengler’in “çöküş” diye tabir ettiği bir çağın tanığıyız. Aynı çağda yaşıyoruz aynı cellâtlarla. Üzerimizdeki yılgınlıklık, hiçlikten bile kaçış, yapmacık inziva hali bizleri modern yaşamın kirlerinden temizlemeyecek. Aşkın olan ile içkin olanın ayırtına varamayan zihnimiz çöküş ile birlikte artık hepten bir kayba uğrayarak sağlıklı düşünme yetisini de kaybetti. Belki de bu yüzden bir uyanışa ihtiyacımız var.

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s