Rahatsız Denemeler V

“İnsanların gözü önünde duran ve anlaşılmazlığın, bilinmezliğin
bir uçurum ağzı gibi açıldığı bir gerçektir ölüm.”
Sezai Karakoç

Anlaşılmazlığı seçseydim Kant’a dayandırırdım sözümü ve orada beklerdim. Bir anlaşılma derdim var, kendimi kendime anlatırken içerimdeki tüm yasaları bir birbirine bağlayacak temel kaygıyı söyleme meselem var. Bu yüzden rahat değilim.

İnsan, kendi özünde masivaya sürüklenirken şu zamansallık içerisinde ona içkin olan acıdır. Acıya alışan beden ile ruhu sürekli ızdırap halinde olanın durumunu ayırmalıyız. Beden, zahire yaslanan bir simgedir. Görüngüler dünyasına aittir. Ölümsüz olan ruh ise batîna aittir. Ölmezdir, görünmezdir. Bu tin olarak da ifade edilir. Bedenin acısı ecza ile şifa bulurken ruhun büründüğü ızdırap ancak parçası olduğu hakikate yaslanarak durulabilir.

Rahatsız ruhlar vardır. Onlar bu dünya sahnesinde geceyi ve gündüzü birbirine karıştıracak kadar başları dönmüşlerdir. Onların bedenleri ağrısa bile ruhlarının ızdırabı karşısında bunu duymazlar. Bacon; bilgi azaptır derken ruhun ızdırabına giden yolu göstermiştir.

Bilmek insanın ızdırabını artırır. Izdırap, meselesi olanın çektiği bir huzursuzluk halidir dersek bu yanıltıcı olur. Çünkü ruhun ızdırap hali, bedenin daha diri, fakat eğilmiş haliyle dik durmasını sağlar. Çünkü ızdırap halinde olan bedenini unutup ruhuna, asıl vatanına, yani kendiliğine yönelmiştir. Bu da onu sürekli canlı tutar.

Beden topraktan geldiği için hantal yapıya sahipken ruhun devingen bir biçimde sağa sola sürekli bir seğirme halinde gidip gelmesi onu yorulmazlığının, dipdiri olduğunun göstergesidir. Bu yüzden de ruh ölmez çünkü onun beden gibi dönüşeceği bir toprağı yoktur.

Ölüm bu yüzden de ruhun hakikate dahledilmesi, kendini bütünlemesi, beden elbisesinden kurtuluş olduğu için asli vatana dönüş olarak işaretlenebilir.

Kendine ölüm harflerinden ısırılmış harfler seçmelisin. Hınçla yaşama tutunan ellerin ve gözlerin bir gün tutmaz ve görmez olduğunda sana kalacak olan şeyin hesabını da yapmalısın.

İçinin erincinde beslediğin kuşlarını o zaman hangi sahraya salacağını bilmeden geçemeyeceksin hiçbir intizar halini. Çünkü sen, yani içimin sivriltiği, sesime buhar olup titretirken tüm anı sana aşılmaz bir sisyphos söylencesi dillendirmeliyim. Bunu genellikle birinci tekil şahıslarla ünlerim.

Kendi gerçekliğime bir rahatsızlık bulmuşken bu rahatsızlığın dünya güncesinde neye tekabül ettiğinin de altını doldurmalıyım.

Evet, isyana sürükleyen temel gerekçelerden biri de şaha kalkan sözün altının doldurulma isteğidir.

Ve bir sözcükle başlatılır tüm direniş. Asıl direniş kendini ölüm gerçeğiyle yüzleştirmek, dünyanın reel politiğine karşı içindeki kendiliğini ortaya çıkartmaktır.

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s