Kürtlerin Habitus’u ve Havaya Uçurulan Köprüler

Günümüz sosyolojisinin temel kuramcılardan olan Bourdieu, sosyolojik metodolojisini ortaya koyarken genel kabullere yönelik eleştiriler getirerek kendi teorisini geliştirir. Sokrates’in kendini at sineği olarak görme durumu Bourdieu’da toplumu rahatsız edici bir tipoloji geliştirmeye yöneltmiştir. Ona göre sosyologlar rahatsızlık vermeli, bu rahatsızlık da bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin duyurulup, bilinç seviyesinin yükseltilmesiyle mümkün olabilmektedir.

Bourdieu denilince akla gelen ilk kavramlar genel kanıya göre “alan ve habitus” kavramıdır. Alan kavramını oyun kuramıyla açıklamaya çalışır. Hatta tamamen bir kart oyunu olarak anlaşılabilir bu. Bu oyunda her oyun gibi olması gerekli temel unsurlar vardır. Bunlar; oyuncular, oyuncuların ortaya koydukları ya da öne sürdükleri kozlar – yatırımlar – sermayeler, çıkar amaçları, stratejiler, direkt olarak ifade edilmeyen kurallar, herkese dağıtılan kartlar vardır. Oyuncular bu dünyadaki farklı farklı amaçları olan gruplardır. Öne sürdükleri ise yatırımları, sermayelerdir. Bu oyun kuramında en önemli unsur, oyunu belirleyen unsur alan unsurudur. İşte bu alan Bourdieu’nun bahsettiği stratejilerin, rekabetlerin, savaşların yapıldığı yerdir. Habitus ise her ne kadar Bordieu ile yaygınlık kazanmışsa da bu kavramın temelleri Aristoteles’e kadar gider. Habitus kavramı tıpkı Thomas Kuhn paradigma kavramı gibi geniş anlamlara sahip bir kavramdır. Biz meseleyi daha uzatmadan ona kısaca “içselleştirilmiş eğilimler” deyip geçeceğiz.

Kürtlerin Alan’ı ve Habitusu

Bu gün her ne kadar Kürtleri bir alan belirlenmiş sınırları içerisine alamasak da göründüğü kadarıyla Kürt coğrafyasını belirli bir alan içerisine almamız mümkündür. Mezopotamya bölgesi içerisinde köklü uygarlıklar arasında kendine bir hayat alanı bulan Kürtler, İbni Haldun’un dediği “coğrafya kaderdir” sözündeki gibi coğrafyanın kaderini paylaşmaktadır. Geçtiğimiz son on yıllarda dini, etnik ve etnitise bakımından çeşitli kavramlarla açıklanmaya çalışılan Kürtler, sürekli bir kalıba sokulmaya çalışılarak “alan örüntüsü” içerisinde anlamlandırılmaya çalışıldı. Bu anlamlandırma serüvenleri içerisinde de kimi zaman yönlendirildi, özününe uymayan kalıplarla hareketlendirilmeye çalışıldı. Kürtler doğu coğrafyasının kaderini paylaşan bir millet olarak tıpkı Araplar gibi sert iklim yaşantısının getirmiş olduğu – bu her ne kadar yine İbni Haldun’un iklimsel çıkarımına benzese de insan doğup büyüdüğü iklimin özelliklerine göre fıtrî bir özelliğe sahip olur- zorluklarda kendine özgü bir yaşam biçimi geliştirmiştir.

İslamiyet’in doğu coğrafyasında yayılmasıyla birlikte aşiretler halinde İslamiyet’e dahil olmuştur. İslamiyet kimlik-ırk-etnik yapının özüne dokunmadığı için Kürtler de İslamiyet’le birlikte kendi etnik yapılarını muhafaza ederek bu günlere kadar varlığını sürdürmüştür. Mezhep olarak iklimin getirmiş olduğu şartların sonucu çoğunluk olarak Şafiî mezhebinden olan Kürtler, coğrafyanın dezavantajlarını da avantaj haline getirmişlerdir. Bu avantajların başında kendi etnik yapılarını muhafaza ederek büyümeleri olmuştur. Alan, bir çalışma çevresi olarak veyahut çarpışmaların yapıldığı saha olarak anlamlandırılır. Bu saha içerisinde duran, yaşayan insanlar alan içerisindeki tüm etkileşimlerden etkilenir. Alan ayrıca hüküm alanı, otoritelerin kendi sistemlerini yerleştirdikleri yerlerdir. Alan, işgale açık, farklı güçlerden etkilenmeye müsait yerlerdir. Alandaki temel düşünceyi yönlendiren iletişimdir. İletişim kanallarının açık olması belirtilen alan içerisinde yaşayanların düşüncelerini etkiler.

Medyanın ya da daha genel ifadeyle iletişimin genel olarak bir hegemonya unsuru olduğu gerçeği bilinen bir ifadedir. Habitusu – içselleştirilmiş eğilimleri- bir mihenk tarafından denetlenmeyen toplumlar bütün ideolojilerden etkilenmeye hazır toplumlardır. Bu bakımdan Kürtlerin alanlarına açılan ve bir iletişim kanalı vazifesi gören köprülerin Pkk tarafından bombalanarak havaya uçurulması Kürtlerin dış dünya ile olan bağlantılarını kopartma bakımından bir sembol anlamı taşımaktadır. Pkk’nın Marksist-Leninist düşünceyi artık hayat tarzı olarak İslamiyeti kendilerine bir mihenk yapmış Kürtlere yeni bir düşünce biçimi olarak sunması masumane gelmemektedir.

Bilal CAN

Reklamlar

About bilal can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Yüksek Lisans Bölümü öğrencisi. Kitaphaber.com.tr 'nin kurucularından, Kütahya'da ikamet ediyor, çay ocaklarını dolaşıyor, acaip derecede sıkıcı kitaplar okuyor. iletişim: bilalcan7250(@)gmail.com
Bu yazı bilal can içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s